Salı, Mart 22
FİLM 3 : SİYAH BEYAZ
Siyah beyaz vizyona girdiğinde gitme fırsatım olmamıştı,dvdsini de alıp izlememiştim,kısmet bugüneymiş.Bugün büyülü fener sinemasında ünlü oyuncularda vardı: Erdal beşikçioğlu ve Taner birsel(filmin oyuncularından bir tanesi).Ve bir de fadik sevin atasoy vardı,tabi görüpde tanımadıklarımda vardı neyse.Filme gelirsek,arkadaşlarım baya beğendi ama ben çok beğenmedim.Çok yavan işlenmiş bir kere konusu çok hoştu ama.Şevval Sam ın oyunculuğu berbat.O kadın şarkı söylesin,filmlere bulaşmasın mümkünse.Kadro iyi olmasına iyiydi de hayatlar çok nasıl desem basit ve amaçsız işlenmiş gibiydi.Yani o insanların hisleri çok basitleştirilmiş.Öyle bi mekandan ve kadrodan açıkçası beklentim çok büyüktü ama hayal kırıklığı oldu benim için.Erkan Can 'ın hayvanıyla olan ilişkisine bayıldım ama.Yer yer hüzün yer yer tebessüm vardı,tabiki kötü diyemem ama beklentilerimi karşılamadı.En fazla 6 verebilirim sanırım bu filme.
Pazartesi, Mart 21
Film Festivalinden Film 2 : ANA
Yürüyüp gelmişti işte bu çalıların arasına ve başladı dans etmeye,korkularından kurtulmuş...
**
Bugün yeni bir filme daha gittik,ismi ana.Japon yapımı.Başta Maksim Gorki'nin Ana kitabının filme uyarlanmış hali sandık ama hemen fikir değiştirdik,çünkü yarım yamalak okumuştum konusunu aklımda bir şey kalmamıştı ama o kitap olmadığını biliyordum.Bir anne ve oğlunun dramını anlatıyor.Öyle çarpıcı sahneler var ki inanılmaz etkilendim.Ne yapın edin bulun ve mutlaka izleyin.Şimdi baktım da zaten bir sürü ödül almış.Birazcık anlatayım filmi.
Dul kalan bir anne ve sessiz,utangaç oğlu do joon ana karakterler.Korkunç bir cinayet işlenir ve do joon bir numaralı şüphelidir,tutuklanır.Polisler üstün körü bir araştırmadan sonra davayı kapatırlar,ama annesi vazgeçmez.Annesinin soyunduğu avukatlık aslında ikisine de fena patlar.
-Ailen var mı?
-...
-Annen var mı?
-Ağlama
Bu öyle harika bi sahneki film benden 10 puan aldı.
**
Bugün yeni bir filme daha gittik,ismi ana.Japon yapımı.Başta Maksim Gorki'nin Ana kitabının filme uyarlanmış hali sandık ama hemen fikir değiştirdik,çünkü yarım yamalak okumuştum konusunu aklımda bir şey kalmamıştı ama o kitap olmadığını biliyordum.Bir anne ve oğlunun dramını anlatıyor.Öyle çarpıcı sahneler var ki inanılmaz etkilendim.Ne yapın edin bulun ve mutlaka izleyin.Şimdi baktım da zaten bir sürü ödül almış.Birazcık anlatayım filmi.
Dul kalan bir anne ve sessiz,utangaç oğlu do joon ana karakterler.Korkunç bir cinayet işlenir ve do joon bir numaralı şüphelidir,tutuklanır.Polisler üstün körü bir araştırmadan sonra davayı kapatırlar,ama annesi vazgeçmez.Annesinin soyunduğu avukatlık aslında ikisine de fena patlar.
-Ailen var mı?
-...
-Annen var mı?
-Ağlama
Bu öyle harika bi sahneki film benden 10 puan aldı.
Pazartesi, Mart 14
Elleri cebinde yürüyen adam,adımların hayatın ritimlerini kaçırmış gibi.Soğuğa aldırmadan geçen zaman kulaklarının arkasından akıyor.Islıkların buz tutmuş.Dudakların kaç zamandır hasret kelimelere,kendi sesin akan zaman içinde hapis.Ne dinleyebiliyorsun onu ne söyleyebiliyorsun.
Ceplerin,ellerin kokuyor.
''Hiç bir gün yeni bir birlikteliği getirmez,nefes almak benim için alışkanlığa dönüştüğü zaman aynalara bakmayı bıraktım''..
Sesin bu cümleleri giydi ve sen bir daha üstünden çıkarmadın.
***
Öykü yazmaya çalışıyorum ama kelimelerim bitti.
Ceplerin,ellerin kokuyor.
''Hiç bir gün yeni bir birlikteliği getirmez,nefes almak benim için alışkanlığa dönüştüğü zaman aynalara bakmayı bıraktım''..
Sesin bu cümleleri giydi ve sen bir daha üstünden çıkarmadın.
***
Öykü yazmaya çalışıyorum ama kelimelerim bitti.
Cumartesi, Mart 12
Perşembe, Mart 10
Kulaktan Kulağa..(Haklar ve duygular)
Hep bir ağızdan sesleniyorduk ama duyamayacağı kadar küçük harflerle.Kendi kendimizi yiyorduk.Kelimelerimiz bıçak gibi dayanmıştı kemiğe.Kimsenin aklına sesli düşünmek gelmiyordu.Aslında geliyordu da kimse buna cesaret edemiyordu.Öğreneceksiniz demişlerdi,öğreneceksiniz.
_
Hem duymak hem de duyurmak ne denli önemli bir insan için?Günlük akıntıda kulaklarımıza teğet geçen ne çok sözcük var etrafta duymayı bilmediğimiz ya da duymak istemediğimiz.Ve başka kulaklara ulaştıramadığımız sözcükler.Bunu iki şey için ele aldım.
İnsana cesaret veren şeylerden birisidir,sesini duymak bana göre.Çünkü senin hakların ve duyguların vardır.Sen bunları karşı tarafa iletmek zorundasındır,sesin yol aldığınca yaparsın bunu.Engellerle karşılaşmazsan anormallik vardır.Bu genelde sesini haklarını korumak,savunmak için ya da bir başkasının hakları için yükselttiğinde oluşan engellerdir.Önce büyük şeyleri görürsen,küçük şeyleri gördüğünde kıyaslaman daha kolay olur.O yüzden insan olabildiğince bağırmalı ve duyurmalı sesini hem kendi hem de başkalarının hakları için.
Duyurmayı bildiğin gibi duymayı da bilmelisin.
Ne çok duygu var insan ellerinde.O eller seninkileri tuttuğunda hissetmiyorsan onları duymuyorsan ne çok eksiklik var ellerinde.Es geçilmeyecek kadar değerli cümleler kulağından girmeyi başardıkları ölçüde yaşamına yeni yeni anlamlar katabilir.O yüzden insan her defasında iyi açmalı kulaklarını.Aşka,nefrete,hüzne,mutluluklara.Çoğu vakit görmektense duymak birçok şeyin farkına varmanı sağlar,o ölçüyü iyi ayarlayabildiğin sürece.
...
Oysa göstermek istediği birkaç hareketten ibaretti,o şarkı söylemeyi tercih etti.
_
Hem duymak hem de duyurmak ne denli önemli bir insan için?Günlük akıntıda kulaklarımıza teğet geçen ne çok sözcük var etrafta duymayı bilmediğimiz ya da duymak istemediğimiz.Ve başka kulaklara ulaştıramadığımız sözcükler.Bunu iki şey için ele aldım.
İnsana cesaret veren şeylerden birisidir,sesini duymak bana göre.Çünkü senin hakların ve duyguların vardır.Sen bunları karşı tarafa iletmek zorundasındır,sesin yol aldığınca yaparsın bunu.Engellerle karşılaşmazsan anormallik vardır.Bu genelde sesini haklarını korumak,savunmak için ya da bir başkasının hakları için yükselttiğinde oluşan engellerdir.Önce büyük şeyleri görürsen,küçük şeyleri gördüğünde kıyaslaman daha kolay olur.O yüzden insan olabildiğince bağırmalı ve duyurmalı sesini hem kendi hem de başkalarının hakları için.
Duyurmayı bildiğin gibi duymayı da bilmelisin.
Ne çok duygu var insan ellerinde.O eller seninkileri tuttuğunda hissetmiyorsan onları duymuyorsan ne çok eksiklik var ellerinde.Es geçilmeyecek kadar değerli cümleler kulağından girmeyi başardıkları ölçüde yaşamına yeni yeni anlamlar katabilir.O yüzden insan her defasında iyi açmalı kulaklarını.Aşka,nefrete,hüzne,mutluluklara.Çoğu vakit görmektense duymak birçok şeyin farkına varmanı sağlar,o ölçüyü iyi ayarlayabildiğin sürece.
...
Oysa göstermek istediği birkaç hareketten ibaretti,o şarkı söylemeyi tercih etti.
Çarşamba, Mart 9
Bulana Dek...
Bir yaşam boyu ne yapacaklarından çok ne yapmayacakların söylenir kulaklara.Ama bunu kulaklarım değil de ayaklarım duyar.Ve hareket hep ters istikamettir.Yollara savruldu kelimelerim.Ben en çok içlerinden özgürlüğü kullanabileceğim günü bekliyorum.Yaşayacağım gün kadar değil elbette.
İçlerindeki derin boşluğu aşırı neşe ve mutluluklarıyla örten insanlardan olamadım hiç..Onlar günü yalancı kahkalarla kurtarıyorlardı ama ben hep eksikliğini hissettiğim o özgürlük duygusunun keskin acısıyla günü bitiriyordum.Şimdi de öyle.
Şarkılarım var,evet,sözlerin arasına melodiler yakıştıramadığım.Şiir gibi de okunmaz.Ben o sözleri besteleyeceğim günleri bekliyorum.Yalancı eylemlerin çıplak söylemelerine inanmıyorum.Sana inanmıyorum.İkinci bir kişinin ne düşündüğünün önemi yok ben de.Mekan çok ben de zaman da çok.Ne eksik,onu bulana dek yürümek istiyorum.Ne istediğimi bulana dek.Beklentilerimi karşılayabileceğim yere varana dek.
Bir gün olsun sonuçları düşünmeden yaşamak istiyorum.Düşünmeden kararlar almak,düşünmeden sözler söylemek ve düşünmeden hareket etmek istiyorum.Planlar kurmamaya karar verdim.Çünkü ben de hepsi geri tepiyor.Neyi beklemesem ve istediğim halde evrene istemiyormuşum gibi yapsam ansızın beliriveriyor ya da pat gerçekleşiveriyor.Bunları dahi düşünmek istemiyorum.
Anlamsız olduğunu düşündüğüm( yine düşündüm) cümlelerin sahibi kağıtları çöpten alıp onlardan yol yapmak istedim,geçen herhangi bir akşamda.Yolculukları ne kadar çok seviyorum.Günlerce aç bir insanın çok lezzetli bir yemeği yerken ya da saatlerce çişini tutup da sonra yapmaya fırsat bulan bir insanın yaşadığı anlık ama o muhteşem hisleri yaşıyorum,trene binerken,giderken,giderken,giderken...
İlerde kendime geri dönüp baktığımda gerçekleşmemiş hayaller yığını görmek istemiyorum.O yüzden hem kendi hem ailemin hem de toplumun koyduğu kuralları ihlal ediyorum.
Kalan süreyi çizginin dışında yaşamaya karar veriyorum.Çoktan çıktım bile.Sadece gidiyorum kim olduğumu bulana dek.
Bir yere varmak şart mı?
Elbette,hayır.
Sırlarımı sır olmaktan çıkarabileceğim bir kuş var burda,ondan uçmasını öğreneceğim bir kuş..
Cuma, Mart 4
Perşembe, Mart 3
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
