Hep bir ağızdan sesleniyorduk ama duyamayacağı kadar küçük harflerle.Kendi kendimizi yiyorduk.Kelimelerimiz bıçak gibi dayanmıştı kemiğe.Kimsenin aklına sesli düşünmek gelmiyordu.Aslında geliyordu da kimse buna cesaret edemiyordu.Öğreneceksiniz demişlerdi,öğreneceksiniz.
_
Hem duymak hem de duyurmak ne denli önemli bir insan için?Günlük akıntıda kulaklarımıza teğet geçen ne çok sözcük var etrafta duymayı bilmediğimiz ya da duymak istemediğimiz.Ve başka kulaklara ulaştıramadığımız sözcükler.Bunu iki şey için ele aldım.
İnsana cesaret veren şeylerden birisidir,sesini duymak bana göre.Çünkü senin hakların ve duyguların vardır.Sen bunları karşı tarafa iletmek zorundasındır,sesin yol aldığınca yaparsın bunu.Engellerle karşılaşmazsan anormallik vardır.Bu genelde sesini haklarını korumak,savunmak için ya da bir başkasının hakları için yükselttiğinde oluşan engellerdir.Önce büyük şeyleri görürsen,küçük şeyleri gördüğünde kıyaslaman daha kolay olur.O yüzden insan olabildiğince bağırmalı ve duyurmalı sesini hem kendi hem de başkalarının hakları için.
Duyurmayı bildiğin gibi duymayı da bilmelisin.
Ne çok duygu var insan ellerinde.O eller seninkileri tuttuğunda hissetmiyorsan onları duymuyorsan ne çok eksiklik var ellerinde.Es geçilmeyecek kadar değerli cümleler kulağından girmeyi başardıkları ölçüde yaşamına yeni yeni anlamlar katabilir.O yüzden insan her defasında iyi açmalı kulaklarını.Aşka,nefrete,hüzne,mutluluklara.Çoğu vakit görmektense duymak birçok şeyin farkına varmanı sağlar,o ölçüyü iyi ayarlayabildiğin sürece.
...
Oysa göstermek istediği birkaç hareketten ibaretti,o şarkı söylemeyi tercih etti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder