Pastel boya kutularımı buldum,çekmeceleri karıştırırken.Üstündeki kağıtlar soyulmuş,kimisi parça parça.Alacaklı gibi duruyorlar.Onları küçükken çok yormuş olmalıyım.Ve kapatıyorum kapağı.Kutunun içinde hareketlenmeler başlıyor,kıpır kıpır içindekiler.Anlıyorum ki renkler seslere dönüşüyor,sesler sözlere.
Birkaç cümlelik notlarımı buluyorum,geleceğe dair yazılmış.Ne olmak,ne yapmak ve nerde olmak istediklerime dair.Bir kaçını gerçekleştirmiş olmanın mutluluğuyla şarkı söylemeye başlıyorum.Yaptığım resimler canlanıyor,etrafa boyalarını saçıyorlar.Duvarlar renk renk oluyor,duvarlar içine hapsolmuş sesleri boyuyor.Siz göremezsiniz ama ben görüyorum onları.Gözlerim kamaşıyor.
Biraz daha altını üstüne getiriyorum çekmecenin.Altta kalan çoğu şey daha iyi diye düşünüyorum,insanlar ve ben hayatımızın altını üste getirmeyi bazen denemeliyiz diye düşünüyorum.
Bir fotoğraf çıkıyor,yırtık ve tozlu.Günümüzün adım atış şekli gibi.Bir arkadaşım ve ben.Eski bir arkadaşım ve ben.Zaman nesneler kadar insanları da eskitiyor.Yüzünü hayal etmeye çalışıyorum ama beceremiyorum.Yüzünü bir kalıba sokamıyorum.Belki de onu küçük burnu,çilli yüzü ve kısa saçlarıyla anımsamak daha güzel olur diyorum.Doğum günümde bana aldığı şemsiyeyi açıp altına oturuyorum.Bir şeyler dökülüyor kafama,saçıma bir dokunuyorum,ellerim anılarla dolu taşıyamıyorum.Yüzü gibi unutulmaya yüz tutmuş.En iyisi şemsiyeyi kapatmak diyorum.Kaçıyorum,günümüzün aşk anlayışı gibi,gerçeklere sırt çevirişi gibi,bencilliğe tutunuşu gibi.
Daha fazla kurcalamıyorum çekmeceyi.Nasılsa orda diyorum,nasılsa açar bakarım.Günümüzün hayalleri bekletişi gibi,mutlu olmaya üşenişi gibi,yağmur yağarken tohumları ekmeyişi gibi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder